14 Ağustos 2008 Perşembe

Ne yazsam bilmem ki...



Ufak bir üzüntü yaşadım,o yüzden de yazamadim kac gündür.Şimdi iyileşme donemindeyim...

Blog da ilginc bir sorumluluk getiriyormus insana,hosuma da gitti aslinda "begumgum sana nooldu?" diye mail atanlar;herkese kocaman tesekkurler,megerse ne tatlı arkadaşlarım olmuş.

Aslinda iyilesme döneminde de bissürü aktiviteye katıldı begumgum ama hicbirinde koca fotograf makinesini yaninda tasimadigi icin fotoğraf çekemedi.Bakınız aktiviteler ve yorumları aşağıda : 

  • Ortaköy'de kültür kenti istanbul etkinlikleri kapsamında caz konseri vardı.Etkinligin adı:Balık ekmek ve caz'di.Bir heyecan gittik ailecek,balık ekmek yerine yıllardır güvenerek yedigimiz arabacıdan köfte ekmek aldik birer tane.Sahilde uzun uzun bekledik konserin baslamasini.Çok güzel bir kalabalik vardi,her çeşit insan -yaşlı teyzeler,genç cazcılar,çocuğunu alıp gelmiş aileler.Konser başlayınca hayalkırıklığına uğradık çünkü konsere gelen "halk"ın caz sevmeyecegini düşünen sanatçılar,klasik caz yapacaklarına,güzelim türkülerimizi caz formatında yorumla-mış gibi yaparak bence seyirciyi fazla hafife aldılar.Daha önce türkülerin caz yorumunu dinlediğimiz icin en azından hakikaten mış gibi yaptiklarini anladik ve konser bitmeden ayrıldık.
not : Köfte ekmekler şahaneydi.Eğer Ortaköy'e yolunuz düşerse,sahil degil de içeri taraftaki camiye yakın Sehit nuri pamir sokakta süper köfte ekmek yapan bir arabacı var.Ben yıllardır köfteleri yapan teyzeyi bile tanıyorum,cok temizler.Tavsiye ederim.
  • Pazar akşamı da begumgum'u eglendirme etkinlikleri çerçevesinde Harbiye Acikhava'da MFÖ konserine gittik.Şa-ha-ney-di!Insaat çalışmaları yüzünden girisler degismis ama o kadar cok promosyon verdiler ki girerken,acaip keyif aldık.Ben bayılırım öyle ufak ufak eşantiyonlara,kullanmak icin olmasa da ambalajlarının şirinliğine.Düşünsenize,koskoca çamaşır yumuşatıcıyı ufacık yapmışlar,bayıldım.Bir turizm sirketinin verdigi posetten minnacık parfümler bile çıktı,çok komik......MFÖ 'yü yıllaaaar önce mini mini bir çocukken dinlemistim;Mersin'de limanda.Bu sefer bütün şarkılar bizde ezbere,bağıra çağıra,çok keyifli bir konser gecti.2 saatte en güzel şarkılarını söylediler ve ben kulaklarım mest bir sekilde mışıl mışıl uyudum o gece.Iyiki müzik var,çok önemli benim hayatımda.

  • Bugün de ders vermek icin Merter'e gittim.Pek sevgili piran padişahının bugün benim geçecegim her yoldan geçecegini nereden bilebilirdim?O geçti,ben baktım..Ben baktım,o geçti...Nasıl bir rezalet bu,aklım dimağım almadı!  


07 Ağustos 2008 Perşembe

Büyümek

Büyümek

Sadece 3 hece

Plansız programsız,hesaplayamadan,biranda...Hazırlanamadan...

Öyle geceyarısı veya sabahın erken saatleri de değil,belki de bir öğleden sonra saat 15:14'de

Büyümek,büyümeyi en istemediğin ama en çok "büyük" olman gereken zamanda

Karanlıkta,hiç durmadan gözünün önüne gelen o görüntü ve söylenenlerle...

Saat 15:14'de...

01 Ağustos 2008 Cuma

Yine bir begumgum ve dolmuş anısı


Eveeet,yine bir dolmuş anım oldu ama bu sefer Yeşilköy dolmuşu...

Bugün sabah kahvaltımı uzun tuttuğum ve dayanamayıp gazeteyi okumaya başladığım için evden geç çıkabildim.Elimde diil,kahvaltı denince dayanamiyorum...İngilizce ders vermek için saat 11'de Yesilkoy'de olmam gerekiyordu ve bundan once kirtasiyeye ugrayip verecegim odevlerin fotokopilerini cektirdim.Cebimdeki son bozukluklari da fotokopiye verdigimi farketmeden tabii ki.(tipik begumgum)

Sonra metro ve hop Taksim Yeşilköy dolmuşu.Pek güzel çünkü Bakirköy'e giderken beklediginiz gibi bir sıra yok.Hemen hareket etti,icerde 3 kisiyiz;ben - yanımda oturan benim yaslarimda bir kız ve de önde oturan bir adam.(hmmm bu adam kelimesi kaba oldu gibi,neyse...)

Kız benden once davrandi ve 50 ytl uzatti,ben cüzdanda nafile bir sekilde bozukluk aradim ve fakat bulamadim,ben de şoföre 50 ytl uzattim.Ve diger butun dolmus soforleri gibi gayet egzantrik olan dolmus soförümüz aynen şöyle dedi : "ablalar! ben bu 50'lerden sadece birinden ikinizin ücretini alabilirim,ona göre karar verin.." Neaaa???(begumgumun iç sesi)

Hemen panikledim tabii,hic hoslanmam böyle şeylerden,çok ayıp...Derhal 2 ytl'imi çıkardım (3,60 ytl ucret) ve gayet refleks bir hareketle "benim 2 ytl'm var dedim!" Bu ne demek yaa!Ne dedin begumgum sen?!(iç ses yine)

Evet,aynen boyle dedim.Sanki onlardan üstünü tamamlamalarini bekliyormusum gibi. :(

Ve beklenen son oldu tabii..Yanımdaki kız "ay bende de 2 lira var,hemen sizinkini tamamlayalim" dedi,ondeki adam "aa bende de var,sorun diil" dedi.Ve ben başkaları tarafından üstü tamamlanıp ödenen dolmuşla,Yeşilköy'e kadar , "cok tesekkur ederim" ,"ay size de cok tesekkur ederim,olmadi ama boyle" diyerek gittim.Hani neredeyse abartıp "kaldı mı Istanbul'da sizin gibi insanlar?" filan diyecektim ama allahtan rüzgarın etkisiyle ufaktan beynime kan gitti de sustum!

Dolmustan ilk ben indim.

Geride bıraktığım dolmusta kalan 2 kisinin "cık cık,parasını bize ödetti", "halbuki de efendi bir kıza benziyordu" cümlelerine benzer  kınama cümleleri kurduklarini  hayal ederek,gayet utanmış bir sekilde ders verecegim eve gittim.

Birgün başkası aynı duruma düşse de ben hemen atılıp ödesem ücretini diye bekliyorum.

Durum budur.